Ata Yıldız Plaza, Kat:11, No: 1/93 06820 Eryaman/ANKARA
Pst - Cmt : 10.00 - 18.00

Blog

Koronavirüs ve Çocuklar

1)Koronavirüs nedir? Nasıl ortaya çıkmıştır?

Koronavirüs ve ÇocuklarKoronavirüs, Coronaviridae ailesi içinde bulunur ve bu virüsler başlıca dört türde sınıflandırılırlar. Bunlar: Alfa, Beta, Gama ve Delta Koronavirüslerdir. İnsan, yarasa, domuz, kedi, köpek, kemirgen ve kanatlılarda bulunabilmektedirler(evcil ve yabani hayvanlarda). Hayvandan insana bulaşan bir virüstür.  İnsanlarda Coronavirus’un (koronavirüs) neden olduğu hastalık spektrumu basit soğuk algınlığından ağır akut solunum sendromuna (Severe Acute Respiratory Syndrome, SARS) kadar değişkenlik gösterebilmektedir. COVID-19 virüsü, SARS-CoV ve MERS-CoV’unda içine bulunduğu beta-coronavirus (beta- koronavirüs) ailesi içinde yer almaktadır.

Yapılan kapsamlı araştırmalar sonucunda, SARS-CoV’un misk kedilerinden, MERS-CoV’un ise tek hörgüçlü develerden insanlara bulaştığı ortaya çıkmıştır. Henüz insanlara bulaşmamış olan ancak hayvanlarda saptanan birçok coronavirüs (koronavirüs) mevcuttur.

Koronavirüslerin insanlarda dolaşımda olan alt tipleri (HCoV-229E, HCoV-OC43, HCoV-NL63 ve HKU1-CoV) çoğunlukla soğuk algınlığına sebep olan virüslerdir.

SARS-CoV, 21. Yüzyılın ilk uluslararası sağlık acil durumu olarak 2003 yılında, daha önceden bilinmeyen bir virüs halinde ortaya çıkmış olup yüzlerce insanın hayatını kaybetmesine neden olmuştur.

Yaklaşık 10 yıl sonra Coronavirus ailesinden, daha önce insan ya da hayvanlarda varlığı gösterilmemiş olan MERS-CoV (Middle East Respiratory Syndrome Coronavirus) Eylül 2012’de ilk defa insanlarda Suudi Arabistan’da tanımlanmıştır. Hastalık Kontrol Merkezleri’nin verdiği bilgiye göre belirtileri çok daha şiddetli olan MERS-CoV (Ortadoğu solunum yetmezliği sendromu virüsü) ile enfekte olan her 10 hastanın dörtte üçü ölmüştür.

DSÖ (Dünya Sağlık Örgütü) Çin Ülke Ofisi, 31 Aralık 2019’da, Çin’in Hubei eyaletinin Vuhan şehrinde etiyolojisi bilinmeyen pnömoni (zatürre) vakalarını bildirmiştir. Hastalık ilk olarak Çin’in Vuhan şehrinde deniz ve et ürünleri satan bir pazarda çalışan ve buradan alış veriş yapanlarda tespit edilmiştir. Bu hastalık etkeni 7 Ocak 2020’de daha önce insanlarda tespit edilmemiş yeni Coronavirus (2019-nCoV) olarak tanımlanmıştır. Daha sonra 2019-nCoV hastalığının adı COVID-19 olarak kabul edilmiştir. Çin’de yoğun önlemler sonucu üç ayda kontrol altına alınmıştır.

Mart ayında, COVİD-19 vakaları Ülkemizde de görülmeye başlamıştır. Dünya Sağlık Örügütü 2020 mart ayında bu hastalığı pandemi yani salgın olarak ilan etmiştir.

2) Koronavirüs Belirtileri Nelerdir?

Koronavirüs belirtileri, Koronavirüsle karşılaştıktan sonra, en erken 2 gün en geçte 14 gün içinde ortaya çıkabilmektedir. Genel olarak bakıldığında ise belirtilerin genellikle 5 ile 6 gün içinde ortaya çıktığı gözlemlenmiştir. Bu hastalıkta bulaştırıcılık ise hastalık belirtisi başlamadan iki gün öncesinden başlamaktadır. Ancak belirtiler başladıktan sonra bulaştırıcılık seviyesinin arttığı belirtilmektedir. Belirtiler geçtikten sonra ise normalde bulaştırıcılık kaybolur. Ancak bağışıklık sistemi bozuk kişilerin ve hastalığı şiddetli geçirenlerin bulaştırıcılık süresinin uzadığı görülmüştür.

Hastalığı alanların büyük bir çoğunluğunda hastalık üst solunum yolu enfeksiyonu şeklinde seyretmektedir. İnsanlarda Coronavirus’un neden olduğu hastalık spektrumu basit soğuk algınlığından ağır akut solunum sendromuna kadar değişkenlik gösterebilmektedir. İnsan ve hayvanlarda çeşitli derecelerde solunum, sindirim, karaciğer, böbrek ve sinir sistemi tutulumlarıyla seyreden klinik tablolara neden olabilmektedir. Hastalık daha çok 60 yaş üzerini etkilemekle birlikte her yaş grubundan kronik hastalığı olan (kanser, şeker hastalığı, bağışıklık yetmezliği vs.) kişileri de etkilemektedir. Çin’de yapılan çalışmalara göre ölüm hızı %3,3 olarak verilmiştir.

Hepsi aynın anda her enfekte olanda görülmemekle birlikte virüsün belirtileri aşağıdaki gibidir:

  • Birkaç gün süren yüksek ateş (38.3°C ve üzeri),
  • Balgamlı ve/veya Kuru öksürük,
  • Boğaz ağrısı,
  • Nefes darlığı (Nefes alma güçlüğü),
  • Baş ağrısı
  • İshal ve kusma yapabilir.

3) Koronavirüs Nasıl Bulaşır?

Koronavirüste hastalık esas olarak damlacık yoluyla bulaşmaktadır. Ayrıca hasta bireylerin öksürme, hapşırma yoluyla ortaya saçtıkları damlacıklara diğer kişilerin elleri ile temas etmesi sonrasında ellerini ağız, burun veya göz mukozasına götürmesi ile de bulaşmaktadır. Koronavirüs daha çok insandan insana geçmekte, hasta biriyle 1 metreden daha yakın 10 dakika geçirildiğinde bulaşma riski artmaktadır.

Virüsün dokunmayla geçmesi için tutma süresi ve nem oranı olarak iki unsur bulunmaktadır.  Temasla geçiş için 10 saniye gerekmekte, ancak yüzeylerden biri nemli ise bu süre 5 saniye, her iki yüzey nemliyse 3 saniyeye düşmektedir.

Hangi cansız yüzeye bulaşırsa bulaşsın, virüs sayısı bir saat sonra yarıya düşmekte. Yaklaşık 2-2,5 saat sonra bulaş sağlayacak virüs miktarı kalmamaktadır. Bu nedenle dışarıdan gelen poşetleri balkonda veya evimizin uygun bir yerinde 2-2,5 saat bekleterek virüs bulaşma riskini ortadan kaldırmış olursunuz.

Yiyeceklerle virüsün bulaştığını gösteren herhangi bir kaynak bulunmamaktadır. Yiyecekler 60 derecenin üstünde pişirildiğinde virüs olma riski yoktur.

Kıyafetlerin ise 60 derecede normal deterjanla yıkanması virüsü yok etmektedir.

4) Çocuklarımızı Koronavirüsten Nasıl Koruruz?

Koronavirüs ’ten Korunmanın başlıca kuralı zorunlu haller dışında dışarı çıkmamak ve başka insanlarla sosyal mesafeyi korumaktır.

Hijyen kurallarına öncelikle kendimiz uyup, daha sonra çocuklarımıza anlatmalıyız. Onlara ellerini 20 saniye kadar ve nasıl yıkayacaklarını göstermeliyiz. Zaruri durumlarda dışarı çıkarmak gerekiyorsa el temasına dikkat edilmeli ve dezenfektan veya kolonya ile el temizlenmeli. Çocuklara maske takmak tam tersine onların mikroorganizmayı almalarını kolaylaştırır. Çünkü ellerini maskeye dokunduracaklardır. Böylece ellerine bulaşan mikroorganizmayı ağızlarına götürmüş olacaklardır.

Ayrıca bulunduğumuz kapalı ortamları sık sık havalandırmak ve bağışıklık sistemimizi güçlü tutmak da bu hastalıktan korunmak adına önemli tedbirler olacaktır.

4-a) Bağışıklığı Güçlendirmek İçin Neler Yapmalı?

Bağışıklığı korumanın en önemli yolu dengeli beslenme ve düzenli uykudur. Gece uykusu çok önemlidir. Çünkü gece uykusunda çocuklarımızda büyüme hormonu yanında melatonin hormonu da salgılanır. Yapılan çalışmalarda melatoninin çocuklarda akciğer hasarını engellediği gösterilmiş.

Sambucus nigra (Elderberry-Kara mürver) ismindeki bitkinin koronovirüsün önlenmesinde etkili olduğunu gösteren çalışmalar mevcuttur. Ancak bu bitkinin içinde olan ürünleri hastalık ortaya çıktıktan sonra yangıyı arttıracağı için kesilmesi önerilmektedir.

D vitaminin de yapılan çalışmalarda koronavirüs enfeksiyonundan koruduğu belirtiliyor. Henüz kanıta dayalı bir bilgi olmamasına rağmen hastalıktan korunmada faydalı olabileceği düşünülen Çinko, C vitamini ve A vitamini kullanılabilir.

Diğer yandan sigara içmek hem bağışıklığı zayıflatmakta hem de hastalığın seyrini kötüleştirmektedir. Bu sebeple sigaradan ve sigara dumanından uzak durmak da güçlü bir bağışıklık sistemi için faydalı olacaktır

4-b)Koronavirüslü Anneler Bebeklerini Emzirebilir Mi?

Anne sütünde bulunan immünglobulinler (bağışıklık hücreleri ve aracıları) bulunmaktadır. Bunlar, bebeklerin üst solunum yolu hastalıkları olmak üzere pek çok mikrobik hastalığa karşı korur. Bu nedenle salgın zamanlarında anne sütü ayrı bir önem kazanmaktadır.

Emziren annenin, COVID-19 enfeksiyonu tanısı alan kişi ile temas öyküsü varlığında emzirmeye ara verilmemelidir. Böyle bir durumda aşağıda belirtilen gerekli önlemleri alarak emzirmeye devam etmelidir. Dünya Sağlık Örgütü’nün önerileri şöyledir:

  1. Annenin emzirirken ya da sütü sağarken maske takması,
  2. Emzirmeden önce ellerin 20 saniye boyunca etkin olarak yıkanması (eller iç yüzleri, dış yüzleri, parmak araları, baş parmak arası, avuç ortası ve bileklere kadar yıkanarak iyice durulanmalı ve tek kullanımlık havlu ile kurulanmalıdır), temizliğin etkin olması için yüzük ve bilezik kullanılmaması
  3. Bulunulan ortamın sık havalandırılması,
  4. Kıyafetlerin 60-90°C’de normal deterjan ile yıkanması,
  5. Bol sıvı tüketilmesi, dengeli beslenilmesi ve düzenli uykuya dikkat edilmesi doğal bağışıklığını arttırmış oluyoruz.

Evde tedavi gören COVID-19 pozitif olan, emziren anne bebeğinden ayrılmamalıdır. DSÖ ve uluslararası birçok bilimsel kuruluş bu durumda anne ve bebeği ayırmak değil hijyen kurallarına dikkat edilerek emzirmeye devam edilmesini önermektedir. DSÖ’nün hafif semptomları olan olguların evde bakımı için önerileri; hasta ve ev içi bireylerin hijyen konusunda eğitilmesi, ev içi yayılmayı engellemek için önlemler alınması şeklindedir. Bu amaçla: Hasta kişiyi iyi havalanan bir ortamda izole etmek, ev içinde hastanın dolaşmasını sınırlamak, ev içi bireylerin faklı odada kalması, bu mümkün değilse hasta ile en az 1 metre mesafede olmasını sağlamak olarak sıralanmakta ve emziren annenin emzirmeye devam etmesini ancak maske takmasını ve bebeği ile temasında el hijyenine dikkat etmesini önermektedir.

Hastanede tedavi gören COVID-19 pozitif annenin bebeğinin anne sütü ile beslenmesi sağlanmalıdır. Hastanede yatan annelerin bebeklerini yanlarında emzirmesi anne ve takip eden sağlık ekibinin değerlendirmesine göre uygulanmalıdır. Anne ve sağlık çalışanının COVID-19 (+) anne ile bebeğin birlikte olması kararı olursa, COVID-19 (+) anne bebeğini emzirirken bulaşı en aza indirmek için bebeği öpmemesini, hijyen kurallarına sıkıca uymasını, bebeğin beşiği ile anne yatağı arasında en az 2 metre mesafenin korunması önerilmektedir. Hastanede yatan annenin bebeğinden geçici olarak ayrılması söz konusu ise sağılmış sütü ile bebeğin beslenmesine devam edilmelidir. Yani her durumda anne sütü verilmesi öneriliyor.

4-c) Koronavirüsü Tedbirleri Boyunca Bebeğimizin Rutin Aşılarını Yaptıralım Mı?

Aşıların önemini bu salgın durumunda bir kez daha anlamış olduk. Bebeklerimizin rutin aşılarını geciktirmemeliyiz. Çünkü aşı ile önlenebilir hastalıklar toplumda arttığında çocuklarımızın direncinin düşmesine ve diğer hastalıklara açık hale gelmesine neden olacaktır.

Aşı zamanı gelen çocuklarımızı genel hijyen kurallarına uyarak, gittiğimiz sağlık kuruluşunda, ortamla temas ettirmeden kısa süre içerisinde aşısını yaptırıp çıkarmalıyız. Yanımızda temiz örtü götürüp altına sererek bebeğin ortamla temasını engelleyebiliriz.

İletişim Bilgileri:

Koronavirüs enfeksiyonu dahil, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ile igili her  Sorununuz İçin  çekinmeden Bize Ulaşın : https://drtulinkoksal.com/bize-ulasin/

Tel:

Muayenehanemiz: +90 312 514 01 01

Doç.Dr.Tülin Köksal: +90 (553) 840 64 15

Uzm.Dr. A.Osman Köksal:+90 543 890 23 13

Adres:

Altay Mahallesi, Orhan Bey Caddesi, No: 1/93 Ata Yıldız Plaza, Kat:11, 06820, Optimum AVM Karşısı Eryaman/ANKARA

İlgili Linkler:

Bizi Sosyal Medyada da Takip Edin!

https://www.instagram.com/drtulinkoksal/

https://www.instagram.com/draliosmankoksal/

 

Ürünü Paylaş

Related Post

Okul Öncesi Eğitim ve Kreş Sağlığı

Eğitim bebek doğduğu andan itibaren başlar. Okul öncesi eğitim ise 0-6 yaş arası dönemi kapsamaktadır. Milli eğitim...

Sık Görülen Çocukluk Çağı Hastalıkları

1- ÜST SOLUNUM YOLU ENFEKSİYONLARI(ÜSYE) Tüm yaş grubu çocuklarda en çok doktora gitme sebebi ani başlangıçlı solumum...

Çocuklarda İdrar Yolu Enfeksiyonu Tanı ve Tedavisi

İdrar Yolu Enfeksiyonu Nedir? İdrar yolu enfeksiyonu (İYE), kabaca böbrekler, üreter (idrar kanalı) ve idrar kesesinden oluşan...

Bir cevap yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.